Hakkımda
|
|
KİŞİ SEVDİĞİ İLE BERABERDİR
|
|
Bannerim
|
|
Dossıteler
|
|
|
Eglence
|
|
Tesadüf Diye Birşey Yoktur TEVAFUK VARDIR.

|
Çanakkale'ye yerleşen ve orada küçük bir otel açan Yüksel Bey anlattı.
Bir yaz günü, yetiştirdiği hayvanların arasına birkaç tane de kaz ilave etmeyi düşünerek karşı yakadaki kaz çiftliğine gitmek üzere yola çıkan Yüksel Bey saatlerini çok iyi bildiği ve hiçbir zaman kaçırmadığı feribotu kaçırır. O sıcakta bir sonraki feribotu beklemeyi gözü yemeyince de kaz alma planını bir sonraki güne erteleyerek geri dönmeye karar verir.
Dönüş yolunda otomobiliyle ilerlerken ne tesadüf (!) ki bir kaz sürüsüyle karşılaşır. Kazları takip ettiği takdirde kendisini mutlaka ait oldukları yere götüreceklerini düşünerek peşlerinden gitmeye başlar. Sürü önde, Yüksel Bey arkada tozlu topraklı köy yollarında ilerlemeye başlarlar. Derken bir yol ayrımında sürü ikiye ayrılır, bir grup kaz sağa giderken diğer grup düz devam eder. Yüksel Bey bir an tereddüt ettikten sonra sağa sapan kazları izlemeye karar verir. Kazlar yalpalaya yalpalaya bir süre daha gidip sonunda ağaçların arasına gömülmüş küçücük bir evin önündeki tahta çitlerin arasından geçerek içeri girerler. O sırada evin kapısı açılır ve yaşlı bir kadın dışarıya çıkarak kazları karşılar.
Yüksel Bey, bir süre kadını izledikten sonra otomobilden iner, onun yanına gider ve şayet kabul ederse kazlarını satın almak istediğini söyler. Yaşlı kadın sesi soluğu çıkmadan Yüksel Beye bakar, bakar ve ardından gözlerinden akan yaşlara hakim olamayarak "Ben taa ne zamandır bu kazları satmaya niyetliyim.Tek derdim, onları satıp içeride aylardır hasta yatan kocama ilaç almak, ama ne bir yere gidecek halim ne de onları satacak birini bulacak gücüm var. Dün gece sabahlara kadar ağlayarak yakardım. Dualarımın duyulacağını biliyordum. Seni bana Allah yolladı oğlum." der.
Yüksel Bey, kazlara yaşlı kadının hayal bile edemeyeceği bir fiyat ödediği gibi ertesi gün oraya bir doktor götürüp kocasını muayene ettirir, ilaçlarını alır ve üzerine üflenen hayır dualarıyla oradan ayrılır.pimiz çok iyi bilmekteyiz ki hayatta tesadüf diye bir şey yoktur. Eğer bir şeyi gerçekten yüreğimizde hissederek ve kalben yönelerek isteyebilirsek, bilmeliyiz ki o şey mutlaka yerine gelecektir.(Alıntı)
|
|
|
(ARKADAŞLAR BİRKAÇ SAAT ÖNCE BU AŞAĞIDAKİ YAZIYI BİR ARKADAŞIN BLOGUNA YORUM OLARAK YAZDIĞIM İÇİN HALA İNANAMIYORUM.NEDENSE FARKLI TEPKİLER ALDIM.YAZDIĞIM YANLIŞ DEĞİL YALAN HİÇ DEĞİL.YANİ DOĞRU BİLDİĞİMİZ ŞEYLERİDE SÖYLEYİP YANLIŞLARI DÜZELTEMİYCEKSEK VAY HALİMİZE..)
BİZ MÜSLÜMANLARA GÖRE TESADÜF DİYE BİRŞEY YOK ÇÜNKÜ TESADÜF KELİMESİNİN MANASI KENDİNDEN OLUŞMA VUKUU BULMA HASIL-I KELAM KENDİLİĞİNDEN MEYDANA GELME DEMEKTİR; Kİ BUDA İNANCIMIZA AYKIRI YANİ BİZ DERİZKİ HERŞEY ALLAH'IN İZNİYLEDİR. DÜŞÜNÜN YAPRAĞIN AĞACINDAN DÜŞÜŞÜ DEĞİLDE DÜŞERKEN HAVADA ÇİZDİĞİ KAVİSLER OLUŞTURDUĞU AÇI DAHİ ALLAH'IN İZNİ VE EMRİYLE OLUR. MADEM ÖYLEYSE KAİNATTA HİÇBİRŞEY TESADÜF DEĞİLDİR. TEVUFUKTUR. ÇÜNKÜ TEVAFUK : ALLAH'IN EMRİ VE İZNİYLE OLUŞMADIR...
|
|
|
Tarih: 21:37, 1/1/2010 Kategori: OKURKEN DUSUNELIM__ |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
SIRLARLA DOLU İHLAS SURESİ

İhlâs Suresi iç içe sırlarla, dünya ve âhiret mutluluğu ile dolu, fazileti ve sevabı saymakla bitmeyen bir suredir.
Halk dilinde “Kul hü” olarak da anılan İhlâs’ı yediden yetmişe herkes bilir.
İhlâs’ın içinde barındırdığı esrarı Peygamberimiz’den öğreniyoruz.
Ebû Hureyre anlatıyor:
Bir gün Allah Resulü (s.a.v.) “Toplanınız, size Kur’ân’ın üçte birini okuyacağım” buyurdu.
Bunun üzerine toplanan toplandı. Sonra Resulullah (s.a.v.) hane-i saadetlerinden çıktı, geldi, Kul huvallâhu Ehad’i okudu ve tekrar hane-i saadetlerine girdi.
Biz kendi aramızda şöyle konuştuk: “Resulullah (s.a.v.) ‘Size Kur’ân’ın üçte birini okuyacağım’ buyurmuştu. Ben kuvvetle tahmin ediyorum ki, bu, kendisine gökten gelen bir haberdir.”
Daha sonra Resulullah (a.s.m.) çıktı, geldi ve şöyle buyurdu:
“Size Kur’ân’ın üçte birini okuyacağımı söylemiştim. Dikkat ediniz, o sure Kur’ân’ın üçte birine denktir.”
***
İhlâs Suresi hem dünyanın hem de âhiretin mutluluk vesilesidir. Bu iki sırrı Peygamberimiz şöyle dile getirir:
“Günde iki yüz defa İhlâs Suresi’ni okuyan kimsenin, borcu hariç elli senelik günahı bağışlanır.
“Uyumak için yatağa giren kimse sağ tarafı üzerine yatar, sonra yüz defa İhlâs Suresi’ni okursa; kıyamet gününde Cenab-ı Hak o kula şöyle der:
“Ey kulum! Cennete sağ taraftan gir.”
***
İhlâs Suresi sevginin bir alameti, cennetin bir anahtarı mesabesindedir.
Kuba Mescidi’nde imamlık yapan bir sahabi vardı. Namaza durunca önce İhlâs Suresi’ni okur, ardında istediği bir sureye geçerdi. Her rekâtta böyle yapardı. Cemaatten arkadaşları kendisine:
“Sen bu sureyi okuyorsun, sonra da onu yeterli bulmayarak başka bir sure okuyorsun. Ya sadece bu sureyi oku veya onu bırak, başka bir sure oku” deyince:
“Ben bu sureyi bırakacak değilim. Bu sure ile size namaz kıldırmamı istiyorsanız kıldırırım, istemiyorsanız sizi bırakırım” cevabını verdi.
Sonra durumu Resulullah’a (s.a.v.) bildirdiler. Resulullah (s.a.v.), kendisine “Cemaatinin sözünü ettiği şeyden seni alıkoyan ve her rekâtta bu sureyi okumaya seni sevk eden sebep nedir” diye sordu.
“Yâ Resulallah, ben bu sureyi seviyorum” dedi.
Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.), “Bu surenin sevgisi seni cennete girdirecektir” buyurdu.
ALINTIDIR=YUKARİKAYALAR.WORLDPRESS.COM |
Tarih: 00:05, 16/12/2009 Kategori: OKURKEN DUSUNELIM__ |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
COCA COLA

COLA COLA
Dışişleri Bakanı ,bürokratları çağırmış ve ‘Bana, ülkelerin dış politika anlayışları hakkında bir rapor hazırlayın’ demiş. İki gün sonra bir dosya getirmişler önüne. Bakmış,içinde tek bir yaprak ve üzerinde 10-15 satır yazı. Şaşırmış
önce ve ‘Bu ne?’ der gibi dudaklarını büzmüş, sonra okumuş.
‘Suudi Arabistan’ın Riyad şehrinde, farklı ülkelerden gelen bir turist grubu, bir dinlenme yerine giderek buz gibi kola ısmarlamışlar. Kolalar gelince bardaklarında birer karasinek olduğunu farketmişler.
İNGİLİZ, başka bir bardakta yeni bir kola istemiş.
İSVEÇLİ, aynı bardakta yeni bir kola istemiş .
FİNLANDİYALI, sineği bardaktan çıkardıktan sonra kolayı içmiş .
RUS , kolayı sinekle birlikte içmiş .
ÇİNLİ, sineği yemiş, kolayı içmemiş ..
YAHUDİ, sineği yakalayıp Çinli’ye satmış .
JAPON, değerlendirilmek üzere, sineği Tokyo’ya göndermiş.
YUNANLI, kolanın yarısını içtikten sonra itiraz ederek yeni bir kola istemiş.
NORVEÇLİ, kolayı içtikten sonra bardaktaki sineği balık yemi olarak kullanmış ..
İRLANDALI, sineği ezip kolayla karıştırmış ve İngiliz’e içirmiş..
AMERİKALI, 5 milyon dolarlık tazminat davası açmış. Arabistan hükümeti, özür dileyerek, 10 milyon dolar tazminat ödemiş.
Bakan , bıyık altından gülerek rapordan hoşlandığını belirtmiş. ‘İyi, güzel de, bu turist
grubunun içinde bizden biri yok muymuş?‘ diye sormadan edememiş. ‘Varmış efendim‘ diye
cevaplandırmışlar. Bakan devam etmiş, ‘Peki, o zaman, O ne yapmış?’. Bürokratlar biribirinin yüzlerine bakmışlar. İçlerinde en tecrübeli olanı, bir adım öne çıkıp,
cevap vermiş ,
‘TÜRK, olayı şiddetle kınamis .
.. |
Tarih: 00:03, 16/12/2009 Kategori: OKURKEN DUSUNELIM__ |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
DİKKAT!!! ÖNEMLİ BİR UYARI
|
Bir benzin istasyonunda arabasina benzin doldurmakta olan bir bayanin yanina gelen birisi boyaci oldugunu söyleyerek, hizmet amaciyla kibarca kartini sunuyor. Karti aldiktan sonra arabasina biniyor bayan. Adam da, baskasinin kullandigi bir arabaya giriyor. Bayan, istasyondan çikmaya hazirlanirken, arkadaki arabanin da ayni anda istasyondan çiktigini ve kendisini takip ettigini farkediyor. Tam aninda da bir basdönmesi ve zor nefes almakta oldugunu hissediyor bayan. Cami açmak isterken, adamin verdigi karti alan elinden tuhaf bir koku aliyor Arkadakilerin de nerdeyse kendi arabasina yapisircasina yaklastiklarini görüyör. Kaybedecek zaman olmadigini düsünerek basiyor gaza, o hizla giderken ilk gelen park yerine daliveriyor. Sert bir frenle durduruyor arabayi, ayni anda da kisa aralarla bastigi klaksonla imdat isareti verircesine durmadan velvele saçiyor ortaliga. Baskalarinin da bulundugu park yerine gelen ikinci araba var hiziyla çikis yönünü alarak uzaklasip gidiyor. Adamlardan böylece kurtulan bayan, uzun bir süre sonra kendine gelebiliyor ve normal nefes almaya basliyor ancak. Bayani böyle çok ciddi bir duruma sokan bir maddenin karta sürülmüs oldugu anlasiliyor. Adi, BURUNDANGA oln bu uyusturucu madde, bir kisinin üstündekileri çalmak veya baska kötülükler yapmak için kullaniliyor. Basit bir kart üzerine kolayca sürülebilen bu uyusturucu, cinsel taciz amaçli kullanilan uyusturucuya nazaran dört defa daha tehlikleli. Yolda, disarda tanimadiginiz
birisinden ve hele yalnizken asla böyle bir kart almayin sakin. Ikametgâhlara kadar gelerek hizmet sunanlarin da kullandiigi bir yöntem bu. Uyanik olun . Yeni teknolojinin yararli hizmetlerini kullanarak, bu bilgileri çok genis bir dagitimla çevrenize duyurabilme çabaniz için tesekkürler. | |
Tarih: 08:25, 19/11/2009 Kategori: OKURKEN DUSUNELIM__ |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
100 YILIN EN İYİ FOTOĞRAFI
|
|